Kistik Fibrozis

Kistik Fibrozis

Kistik fibrozis (KF), 7. kromozoma yerleşik bir gendeki mutasyonların neden olduğu göreceli olarak sık görülen kalıtsal bir hastalıktır.

Vücudun her hücresi  (erkeklerde sperm, kadınlarda yumurta hücreleri-oositler- dışında) 46 kromozoma veya 23 çift kromozoma (yarısı anneden diğer yarısı babadan gelen) sahiptir. Bu kromozomların her biri üzerinde bulunan genler vücut işlevlerini kontrol eden proteinlerin taslaklarını oluşturmaktadır.  Yedinci kromozomdaki bir  gen  kistik fibrozis transmembran regulatörü (KFTR) denilen bir proteinin normal üretiminden sorumludur. Bu gendeki (DNA düzeyindeki ) mutasyonlar KFTR üretiminin olmamasına veya kusurlu olmasına yol açarak kistik fibrozis hastalığına neden olmaktadır. Bazıları diğerlerinden daha sık görülmekle birlikte binden fazla sayıda farklı KF mutasyonları tanımlanmıştır. Kistik fibrozis çekinik (resesif) bir kalıtsal hastalık olduğundan kişinin kistik fibrozis hastalığına yakalanması için her 7. kromozomdaki KTFR geninde bir mutasyonun mevcut  olması gerekir (anne ve babadan birer anormal kopya). Bir normal genle bir anormal gene sahip olan kişi bir kistik fibrozistaşıyıcısıdır. Taşıyıcılar hastalık belirtileri göstermedikleri gibi rahatsızlanmazlar da. O halde kistik fibrozis hastası çocuğun biyolojik anne ve babasının da birer anormal kistik fibrozis genine sahip olmaları gerekir.  Başka bir deyişle çocuğun kistik fibrozis hastası olması için hem anne hem de babanın taşıyıcı olması veya kistik fibrozis hastası olması gerekir. Kuzey Avrupa’nın beyaz tenli insanları veya Aşkenazi Yahudilerinde kistik fibrozisin görülme sıklığı en yüksek düzeyde olup 20-25 bireyin biri kistik fibrozis taşıyıcısıdır.
Kistik fibrozisli kişilerde KFTR üretim ve fonksiyonu mevcut değildir veya hatalıdır. Bu durum epitel hücreleri içine ve dışına anormal elektrolit ve su hareketlerine yol açar. Sonuçta akciğerler ve pankreasta kalın ve yapışkan mukus (sümüksü salgıların) oluşmasına neden olarak solunum enfeksiyonlarına ve/veya pankreas ve karaciğer kanallarının tıkanmasına, ve protein sindiriminin bozulmasına neden olurlar.  Kistik fibrozisli erkeklerin büyük bir çoğunluğu spermleri testislerden taşıyan kanalın (vas deferens) yokluğu veya az gelişmişliği nedeniyle kısırdır. Kistik fibrozisli kişilerin çoğunda yaşamın erken evresinde hastalık belirtileri gelişmesine rağmen solunumsal ve pankreas belirtilerinin şiddet derecesi kişiden kişiye, hatta tam olarak aynı mutasyonlara sahip olanlarda bile değişmektedir. 
Halen, herhangi bir korunma veya iyileşme yöntemi yoktur. Yalnızca hastalık belirtileri tedavi edilir. Ancak tedavileri iyileştirmek ve tam iyileşme sağlamaya yönelik araştırmalar yürütülmektedir. Son on yılda bu alanda büyük adımlar atılmıştır. Bu çabalar kistik fibrozisli hastaların daha uzun ve daha iyi bir yaşam kalitesiyle ömür sürmelerine olanak tanımıştır.
 
Kistik fibrozis hakkinda
 
 
Belirtiler ve Bulgular
 
Kistik fibrozis ile ilişkili bulgularve belirtiler:
    • Sık sık öksürme, kronik öksürük ve balgam çıkarma
    • Bronşit veya zatürre gibi tekrarlayan veya inatçı göğüs enfeksiyonları
    • Karın ağrısı veya rahatsızlığı
    • Yenidoğanlarda  mekonyum ileusu
    • Kronik diyare  ve kötü kokulu, yağlı dışkılar
    • Kilo kaybı ve beslenme bozukluğu
    • Gelişme geriliği— çok iştahlı olunmasına rağmen kilo alamama  veya normal hızda büyüyememe
    • Kan protein düzeylerinde azalma ve ödem
Kistik fibrozis vücutta elektrolit ve sıvı dengesini bozmaktadır. Kistik fibrozis hastalarının çoğunda terde tuz miktarı (sodyum klorür) normale göre beş kata varan oranda daha yüksektir. Aşırı sodyum ve klorür kaybı kalp ritmini olumsuz etkileyebildiği gibi bazen şoka neden olabilir.
Kistik fibrozis hastalarında akciğerlerde kayganlaştırıcı sümüksü salgı (mukus) koyulaşıp yapışkan hale gelir,  mikroorganizmalar için üreme tabanı oluşturarak sık sık solunumsal enfeksiyonlara neden olur. Bu enfeksiyonlar  damar içi (intravenöz), ağız ve/veya soluk yoluyla alınan antibiyotiklerle agresif biçimde tedavi edilmelidir. Kistik fibrozisle ilişkili rahatsızlıkların çoğu solunum yolu enfeksiyonları ve akciğerlerdeki komplikasyonlarına bağlıdır.
Pankreas içindeki sümüksü salgı tıkaçları pankreas enzimlerinin bağırsaklara giderek protein ve yağları sindirmesini  engelleyip emilim bozukluğuna yol açmaktadır. Bu durum vitamin eksiklikleri ve beslenme bozukluğuna yol açabilmektedir. Ağızdan alınan  pankreas enzim katkıları; A, D, E ve K gibi yağda çözünen vitaminler ile birlikte yağdan fakir, proteinden zengin diyetler  hastalık belirtilerini hafifletebilir. Yeterince pankreas hasarı oluştuğunda bazı kistik fibrozis hastalarında şeker hastalığı (diyabetgelişebilmektedir.
Kistik fibrozisle ilişkili diğer sorunlar:
    • Safra taşları
    • Pankreatit
    • Büyüme geriliği ve ergenlikte gecikmiş cinsel gelişme
    • El parmakları uçları ve ayak parmaklarının genişlemesi veya yuvarlaklaşması (çomaklaşması).
    • Kronik  karaciğer hastalığı ve biliyer siroz
    • Düz bağırsak (rektum) sarkıklığı, anüsten dışarı çıkması (rektal prolaps) 
    • Erkek kısırlığı-infertilitesi (tıkayıcı nedenlere bağlı sperm yokluğu)
 
Testler
 
CF Gen Mutasyonu. Genel ve hedeflenen kistik fibrozis hasta ve taşıyıcı insanları taramak için KFTR mutasyonları için uygulanan testlerden en sık rastlanılan 23’ünün kullanılmasını önermektedir ( Bazı laboratuvarların 30-96 mutasyonu kapsayan daha geniş test panelleri mevcuttur). Bu paneller gebeliğin erken döneminde, kistik fibrozise neden olan seçili mutasyonların her birini ve çocuk sahibi olmayı düşünen çiftin her birinin DNA’larını kontrol etmektedir. Anne ve babadan gelen birer mutasyon ile toplam iki kistik fibroz mutasyonu saptandığında,  doğacak çocuğun göreceli olarak kistik fibrozlu olabilme riski yüksektir. 
Terde klorür testi. Özel bir işlemle alınan ter numunesindeki klorür ölçülür. Klasik kistik fibrozis belirtilerinden biri de son derece tuzlu ter oluşmasıdır.  KFTR proteini değiştiği veya mevcut olmadığı için kistik fibrozlu kişinin teri normalden 5 kata varan oranda daha tuzlu olabilir. Mümkünse pozitif ter klorür testi sonuçları kistik fibrozis geni mutasyon testiyle doğrulanmalıdır. Bazı kistik fibrozis olgularına yalnızca terde klorür testiyle tanı konmakla birlikte az sayıda nadir kistik fibrozis olgusunda terde klorür düzeyleri normal olabilmektedir.
Tripsin/kimotripsin. Pankreasta aktif olmayan bileşenler şeklinde oluşturulan ve daha sonra besinlerdeki proteini sindirmek üzere ince bağırsaklarda etkinleştirilen proteolitik enzimler için yapılan bir dışkı testidir. Pozitif sonuçlu testler bu enzimlerin varlığını belirleyen testlerdir. Bu test pankreas yeterliliğini ölçen bir tarama testidir.
İmmünoreaktif Tripsinojen (IRT). Bu test,  pankreasta üretilen ve tripsin enzimini oluşturmak üzere aktif hale geldiği bağırsaklara taşınan tripsinojene ilişkin bir  yenidoğan taramaaracıdır. Kistik fibrozda kalın sümüksü salgı pankreas kanallarını tıkayarak  tripsinojenin bağırsaklara ulaşmasını engellemektedir. Kan IRT düzeyleri kistik fibrozisli yenidoğanlarda yükselebilirse de  yüksek oranda yalancı pozitif  test sonuçlarının varlığı nedeniyle pozitif sonuçlar doğrulayıcı testlerle izlenmelidir (kistik fibroz dışı nedenlere ve/veya geçici yükselmelere bağlı pozitif sonuçlar).
Nazal (transepitelyal) Potansiyel  Farklılık  (NPD).  Birincil olarak sodyum ve klorür gibi iyonların burun boşluğunu döşeyen bir hücre katmanı olan solunum yolu epitelini geçerek etkin biçimde taşınması ölçülebilen bir potansiyel farklılığı (PD) yaratmaktadır. Kistik fibrozis hastalarının solunum yolu epitelinde normal olmayan yolla sodyum ve klorür taşınımı normal epitele göre  farklı bir nazal PD ‘nin oluşmasına neden olmaktadır. NPD tekniği kistik fibrozis tanısı koymaya yardımcı olmak  amacıyla bu NPD’nin belli bileşenlerini incelemektedir.
Organların  fonksiyonları, üreme yetisini kontrol etme ve akciğer enfeksiyonlarını tespit amacıyla kullanılan diğer testler:
  • Dışkıda yağ
  • Tam bir metabolik panel
  •  Temel metabolik panel
  • Amilaz
  • Lipaz
  • Semen analizi
  • Balgam kültürleri
Laboratuvar testleri dışında yapılan tetkikler kemik ve göğüs filmlerini, üst mide-bağırsak ve ince bağırsak serilerini ve akciğer fonksiyon testlerini içerir.
 
Korunma, Erken Tanı ve Tedavi
 
Halen kistik fibrozisde tam bir iyileşme mümkün değildir. Tedaviler ancak hastalık belirtilerinin şiddet derecesinin minimal düzeye indirmeyi ve yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Tedavi hedefleri genellikle  akciğerlerden aşırı miktarlardaki sümüksü salgıları serbestleştirip atmayı, akciğer enfeksiyonları ve mide-bağırsak yolundaki tıkanmaları önlemeyi ve özel diyetlerle yeterli beslenmeyi sağlamayı içerir. Bazı tedavi yöntemleri egzersiz rejimlerini, antibiyotikleri, iltihaplanmayı giderici ilaçları ve bronş genişletici ilaçları içermektedir.
Taşıyıcı toplumları hedefleyen tarama testleri ve çiftin kistik fibroz riskine ilişkin genetik danışmanlık uygulamaları dışında kistik fibrozisden korunma halen mümkün değildir.
Gebelik sırasında uygulanan koryon villöz örnekleme veya amniyosentez yöntemi sonrasında yapılacak olan kistik fibroz geni mutasyon testiyle  erken tanı sağlanabilmektedir. Yenidoğan tarama programları test panellerine IRT testi ve kistik fibrozis geni mutasyon testini de dahil etmeye başlamışlardır. Kistik fibrozisin erkenden tanınması anne ve babaların eğitim almalarını, uzman yardımı için bir kistik fibrozis merkezine başvurmalarını, bebeklerinde beslenme sorunları ve akciğer hasarını en alt düzeye indirmek için erkenden tedavi başlanmasını temin eder.
Bazı kistik fibrozis hastalarına akciğer nakli yapılabilir. Ancak, bu prosedürün kistik fibrozis hastalarının daha uzun yaşaması veya yaşam kalitelerinin iyileşmesine olanak tanıyıp tanımadığı belli değildir.
Tam bir iyileşme sağlayan tedavi yöntemi geliştirmek ve tedavileri güçlendirmek için araştırmalar yürütülmektedir. Kistik fibrozis hastalarının iyileşmiş bir yaşam kalitesiyle daha uzun süre yaşamasını sağlama amacıyla son on yılda bu alanda büyük adımlar atılmıştır.

Bir Yorum Bırak