Kronik Yorgunluk Sendromu

Kronik Yorgunluk Sendromu

Aşırı derecede, düşkünleştirici bitkinlik durumu kronik yorgunluk sendromunun (KYS) temel kriteridir. KYS hastaları iyi uyuyamaz ve uyandıklarında kendilerini dinç hissetmezler.

Sık sık baş ağrıları, eklem ve kas ağrılarından, boğaz iltihaplarından, konsantrasyon ve anımsama sorunlarından  yakınırlar. Hastalık belirtilerinin şiddet derecesi ve tipi günden güne değişebilir. “İyi” bir günde hastalık hafif seyredebilir ve KYS hastası normale yakın düzeyde görevlerini gerçekleştirebilir. Ancak “kötü günlerinde” yataklarından  kalkamazlar.
Bir zamanlar ''Yuppi gribi'' olarak adlandırılıp gözardı edilen (yüksek sosyetede beyaz tenli genç kadınlarda görülen depresyon, stres ve bitkinlikle karakterize bir form) KYS artık dünya ölçeğinde her yaş, ırk ve cinsiyette oluştuğu bilinmektedir.  Erkeklere göre kadınlarda yaklaşık 4 kat daha sık görülmekte olup en yaygın olarak 40-60 yaş arasında görülmektedir.
Kronik yorgunluk sendromuyla ilişkili bitkinlik, ağrı ve başka sayısız hastalık belirtisi hem hasta hem de doktoru düş kırıklığına uğratabilir. Sıklıkla hastayı umutsuzluğa sevk etmesine rağmen görünürde ölçülebilir bozukluklara neden olmazlar. Önemli sağlık kuruluşlarının hepsi tarafından artık farklı bir klinik durum olduğu kabul edildiği gerçeğine rağmen kronik yorgunluk sendromu süregelen bir kötümserliğe yol açmıştır. Bazı doktorlar hastalarının yakınmalarını depresyon ve stresle ilişkilendirir veya basitçe henüz tanı konamamış başka bir hastalık veya bozukluğa atfederler. Bu hastaların bir bölümü gerçekten depresyonda olmasına rağmen birçoğu değildir. Depresyonun görülme sıklığı diğer kronik rahatsızlıklarda olduğu gibidir.
Kısa veya uzun süreli yorgunluk belirtileri veya yan etkisine sahip veya bunlara neden olabilen çok sayıda hastalık, bozukluk ve geçici rahatsızlık mevcuttur. Bu hastalıklar hipotiroidi, mononükleoz, ruhsal bozukluklar, yemek yeme bozuklukları, kanser, otoimmün hastalık, enfeksiyonlar, ilaç veya alkol kötüye kullanımları, reçetelendirilen ilaçlara reaksiyonlar ve neden ne olursa olsun yeterince kesintisiz uyku uyuyamamayı içerir. Bu olgularda yorgunluğun saptanabilen ve tedavi edilebilen altta yatan nedeni olacaktır. Bu geçici, kısa veya uzun süreli yorgunluk hali kronik yorgunluk sendromuna benzer olmasına rağmen bu sendromdan ayırt edilmesi gerekir.
Araştırmacılar, doktorlar ve hastalar kronik yorgunluk sendromunu tanımlar  ve tanı koyarken KYS'ye yol açan nedenin bilinmemesi sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Yıllar boyu basitçe idiyopatik (nedeni bilinmeyen) kronik yorgunluk olarak tanımlanmıştır. Bir tanımlamaya göre kronik yorgunluk sendromu olan kişinin :
1) Diğer bilinen tıbbi rahatsızlıkların klinik tanısal yöntemlerle dışlandığı 6 ay veya daha uzun süreli şiddetli kronik yorgunluğa
2) Eş zamanlı olarak aşağıdaki hastalık belirtilerinin 4 veya daha fazlasına sahip olması gerekir.
  • Kısa süreli bellek veya konsantrasyonda belirgin bozukluğa
  • boğaz ağrısına
  • hassas lenf bezlerine
  • kas ağrısına
  • şişlik veya kızarıklık olmaksızın birden fazla eklemde ağrıya
  • yeni bir tipte, kalıpta veya şiddette baş ağrılarına
  • kişiye kendini zinde hissettirmeyen uyku kalıbına
  • efor sonrası 24 satten uzun süren keyifsizlik hissine 
Bu hastalık belirtilerinin rahatsızlığın 6 ayı veya daha uzun süre sebat etmesi veya yinelenmesi ve yorgunluktan önce ortaya çıkmaması gerekir.
Bu tanımlama yaygın biçimde kabul edilmiş olmasına , KYS'yi incelemek ve tanı koymak için kullanılmış olmasına rağmen halen kronik yorgunluk sendromunun nedenine ilişkin bir uzlaşı mevcut değildir..
Birçok araştırmacı KYS’ye  viral  Epstein Barr enfeksiyonunun neden olduğu veya tetiklenmiş olduğuna inanılmış olmasına rağmen tetikleyici bir mikroorganizma izole edilmemiştir. Diğerleri bir enfeksiyon, travma, stres veya allerjinin kronik bağışıklama reaksiyonunu tetiklediğine ve bu bağışıklama reaksiyonunun kronik yorgunluk sendromuna neden olduğuna inanmaktadır. Bazıları yine de merkezi sinir sisteminin önemli bir rol oynadığını ve  hormonal düzenlemenin bu sürece katıldığını düşünmektedir.
Bazı araştırmacılar KYS bulgularının depresyona bağlı veya depresyonla veya sinirsel yolların aracılık ettiği hipotansiyonla (kan basıncının düzenlenmesindeki sorunlar) alevlenebildiğini düşünmektedir. Yine hastanın uyku kalitesi ve derinliğini olumsuz etkileyen bozukluklara bağlı olduğunu düşünmektedirler.  Büyük bir çoğunluğu KYS’nin bulaşıcı olmadığını, ailelerde KYS kalıpları gözlendikçe hastalığa yatkınlığın kalıtımla geçebildiğini kabul etmektedir. Bazı araştırmacılar daha ileri araştırmaların KYS’nin asla tek bir hastalık olmayıp benzer sonuçlara sahip farklı rahatsızlıklar grubu olduğunu ortaya çıkartacağınıı düşünmektedir.
Kronik yorgunluk sendromu hastalarında belirtilerin belli bir zamanda, hastaların kendilerini iyi hissettikleri ve normal günlük görevlerini gerçekleştirmek için enerjiye sahip oldukları zamandan önce ortaya çıktığı bilinmektedir. Olguların yaklaşık % 75’inde kronik yorgunluk sendromundan önce soğuk algınlığına benzer bir rahatsızlık duyarlar. Diğer KYS belirtileri yoğun fiziksel veya duygusal stres döneminden önce, bazıları yavaş yavaş hastalar enerjilerinde ve iyilik hallerinde azalma hissettikleri zaman  ortaya çıkmaktadır.
Belirtiler ve bulgular
 KYS’nin başlıca belirtilerinden başka sıklıkla görülen çeşitli bulgular da mevcuttur. Bu belirtiler:
  • karın ağrısı
  • karında şişkinlik
  • göğüs ağrısı
  • kronik öksürük
  • depresyon ve kaygılanma
  • diyare
  • baş dönmesi
  • göz ve ağız kuruluğu
  • kulak ağrıları
  • düzensiz kalp atımları
  • çene ağrısı
  • sabah sertliği
  • bulantı ve iştah kaybı
  • gece terlemeleri
  • nefes darlığı
Testler
Halen kronik yorgunluk sendromu tanısı koymak için kullanılabilen herhangi bir test mevcut değildir. Diğer tanılar dışlanarak tanı konur. Örneğin :
  • hastanın tıbbi öyküsünü belgeleyerek
  • ayrıntılı bir tıbbi muayene yaparak
  • bilişsel fonksiyon testleri uygulayarak
  • yorgunluğa neden olabilen veya alevlendirebilen diğer hastalıkları dışlayarak ve/veya tedavi edilebilenleri tanımlayıp tedavi ederek
  • kronik yorgunluk sendromu tanımlama kriterlerine yerine getirerek
  • Hastayı bir müddet izleyip başka altta yatan rahatsızlkların olup olmadığını gözleyerek tanı konur.
Laboratuvar testleri kronik yorgunluk sendromu tanısı konmadan önce tanımlanması ve tedavi edilmesi gereken benzer bulgular ve bozukluklara sahip rahatsızlıklara tanı konmasına yardımcı olabilir.  
Laboratuvar testleri
  • KMP (Kapsamlı Metabolik Panel). elektrolitler, proteinler, karaciğer ve böbrek fonksiyonu, kalsiyum ve glikoz analizleri
  • Tam kan sayımıanemi, beyaz (WBC) ve kırmızı kan hücreleri (RBC) anormalliklerini araştırmak için istenir.
  • ESR ( Eritrosit sedimantasyon hızı) : iltihaplanmanın spesifik olmayan bir göstergesi
  • Hipotiroidi KYS'ye benzer bulgular gösterebildiğinden TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) ve/veya başka tiroit testleri
  • Demir testleri: demir eksikliği veya demir depolama veya tüketimindeki anormallikleri incelemek için bu testler yapılır.
  • İdrar tahlili: enfeksiyonları belirlemek ve idrarla atılabilen glukoz, proteinler ve atık ürünleri tayin için idrar tahlili yapılır.
Rutin testlerdeki anormal bulguları takip etmek için ve yine hasta  yakınmaları gerektirdiği takdirde başka testler de istenebilir. Yorgunluğa neden olabilen hastalıkları ve bozuklukları tanımlamak ve ekarte etmek için bu ek testlerden yararlanılır.  Ancak doğrudan kronik yorgunluk sendromu tanısı koyduramazlar. Bu ek testler aşağıdakileri içerebilir:
  • ANA (Antinükleer Antikorlar) ¨Bir otoimmün bozukluktan kuşkulanıldığında istenir.
  • TB Deri Testi:  tüberküloza  neden olan mikobakterilere maruz kalmayı kontrol için istenir
  • Lyme Hastalığı Testi: Bu hastalıktan kuşkulanıldığında ve hastanın bulunduğu coğrafik alanda bu hastalık   endemikse istenir.  
  • Romatoid Faktör::   romatoid artritin mevcut olup olmadığını belirlemek için bakılır.
  • HIV Antikor Testi:  HIV enfeksiyonunu kontrol için istenir.
  • Kortizol Testi:  düşük kortizol konsantrasyonları ve/veya böbrek üstü bezi fonksiyonlarının azaldığından kuşkulanıldığında istenir.
Kronik yorgunluk sendromunun nedeni ve seyrini daha iyi anlamaya çalışmak için başka laboratuvar testlerinden de yararlanılabilir. Ancak halen  bu testlerin klinik açıdan yararlı olduğu düşünülmemektedir.
Laboratuvar testleri dışındaki tetkikler

Bazen hastanın kronik yorgunluğunun nedeni olarak  multipl sklerozun dışlanmasına yardımcı olmak için bir MRG (manyetik rezonans görüntüleme) istenebilir. Araştırma ortamında başka testler ve görüntüleme taramaları da kullanılabilmekle birlikte bu sırada bu testlerin klinik açıdan yararlı olduğu düşünülmemektedir,
Tedaviler
Kronik yorgunluk sendromunun tedavisi hastalık belirtilerilerinin giderilmesine ve yaşam tarzı değişikliklerine odaklanmaktadır. Halen bilinen bir tedavi şekli mevcut değildir. Birçok hasta zamanla iyileşecek olmasına karşın hastalık bir ölçüde yıllar veya yaşam boyu sebat edebilmektedir. Uzmanlar, hastaların enerji düzeylerini izlemelerini, zamanları ve aktivitelerini buna göre ayarlamalarını ister. İyi beslenme, düzenli olarak orta derecede (aşırı derecede değil) egzersiz  fonksiyonel kabiliyetlerin korunmasına yardımcı olabilir, hastanın duygudurumu ve uyuma kabiliyetini iyileştirmeye yardımcı olabilir. Destek grupları  ve danışmanlık, rahatsızlıklarının neden olabildiği hastanın fiziksel, ruhsal, mali ve sosyal düş kırıklıklarıyla başa çıkmasına yardımcı olabilir.
Hastalık belirtilerinin geçmesi için güncel stratejiler hastanın uyku kalitesini ve ağrıyı atlatma kabiliyetini iyileştirmeyi hedeflemektedir. Kronik yorgunluk sendromu olan hastalar  doktorlarıyla birlikte kendileri için en iyi tedavinin ne olduğunu bulmaya çalışmalıdır.  Bir kişi için işe yarayan tedavi diğeri için yararlı olmayabilir. Kronik yorgunluk sendromu olan birçok kişi  özellikle ilaçların yan etkilerine karşı duyarlıdır.

Bir Yorum Bırak