Kulak-Burun-Boğaz (KBB)

Kulak-Burun-Boğaz (KBB)

ORTA KULAK İLTİHABI NASIL OLUR?

Orta kulak boğaza, östaki borusu adı verilen bir kanalla bağlanır. Alerji, soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu veya solunum yolu enfeksiyonu östaki tüpü etrafındaki alanın şişmesine neden olabilir. Bu durum sıvının orta kulaktan genize boşalmasını önleyebilir. Genize boşalamayan sıvı kulak zarı arkasında toplanır. Bu sıvıda üreyen bakteri ve virüsler orta kulak enfeksiyonuna zemin hazırlayabilir

YETİŞKİNLERDE ORTA KULAK İLTİHABI BELİRTİLERİ

Orta kulak iltihabı belirtisi yetişkinlerde farklılık gösterebilir. Genellikle ilk belirtisi ağrı ve tıkalı kulak hissidir. Genel olarak yetişkinlerde orta kulak iltihabı belirtileri şu şekildedir;

  • Kulak ağrısı
  • Tıkalı kulak hissi
  • Kulak akıntısı
  • İşitme sorunları
  • Kulak çınlaması
  • Ateş

 

ÇOCUKLARDA ORTA KULAK İLTİHABI BELİRTİLERİ

Orta kulak iltihabı belirtisi çocuklarda, genellikle soğuk algınlığı sonrası ani başlayan kulak ağrısı ve ateş şeklindedir. Bebeklerde belirtiler daha çok huzursuzluk, ateş, kulağını yastığa sürtme ya da elini kulağına götürme tarzında olur.

 

ORTA KULAK İLTİHABINDA HANGİ DOKTORA GİDİLMELİDİR?

Orta kulak iltihabı teşhis ve tedavisini Kulak Burun Boğaz doktorları yapmaktadır. Belirtilerin bir günden fazla sürmesi, 6 aydan küçük bir çocukta orta kulak iltihabı belirtisi görülmesi, şiddetli kulak ağrısı, bebek veya çocuğun üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra huzursuz olması, kulaktan sıvı veya irin akması durumunda zaman kaybetmeden kulak burun boğaz doktoruna başvurulmalıdır. Orta kulak iltihabı tedavisi cerrahi yöntemleri de içerdiğinden bu konuda tecrübeli bir doktorun ve alt yapısı olan hastanenin seçilmesi ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi sorunların önüne geçebilmektedir.

 

 

DIŞ KULAK İLTİHABI NEDİR?

Dış kulak iltihabı ya da otitis externa, kulak kepçesi ile kulak zarı arasındaki tüp olan dış kulak kanalının iltihaplanması durumudur. Genellikle "yüzücü kulağı" olarak adlandırılır; çünkü suya tekrar tekrar maruz kalmak kulak kanalını iltihaplanmaya karşı daha savunmasız hale getirir

 

DIŞ KULAK İLTİHABI BELİRTİLERİ NELERDİR?

Dış kulak iltihabında görülen belirtiler genellikle başlangıçta hafiftir. Ancak enfeksiyon tedavi edilmezse veya başka alanlara yayılırsa daha ciddi belirtilerle karşılaşılabilir. Genellikle hastalığın derecesine göre hafif, orta ve ileri evre şeklinde sınıflandırır

 

İÇ KULAK KİREÇLENMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

Otosklerozun nedeni tam olarak bilinmemektedir. Oluşumunda etkili olduğu düşünülen faktörler arasında ırk, aile öyküsü, cinsiyet, yaş sayılabilir. Beyaz ırkta, kadınlarda ve kadınlarda da özellikle hamilelik sırasında veya sonrasında daha sık görülmektedir. Başlangıç yaşı ortalama 20-25’tir, nadiren puberteden önce veya 50 yaşından sonra ortaya çıkar.

Otoskleroz genellikle çok sessiz başlar, bu nedenle geç fark edilir. Genellikle ergenlik çağında geçirilen bir enfeksiyon sonrasında tek kulakta işitme kaybı ve rahatsız edici uğultular hissedilir. İşitme kaybı gittikçe ağırlaşırken, öbür kulakta da aynı durum ortaya çıkar. Bazı hastalarda kulak çınlaması, baş dönmesi ve denge problemleri de görülebilmektedir.

İÇ KULAK KİREÇLENMESİNİN TANISI NASIL KONULMAKTADIR?

Fizik muayene sonucu genellikle normaldir. Bu yüzden işitme testi yapılması gerekmektedir Görüntüleme yöntemlerinde (tomografi, MR vb.) ortaya çıkmaz ancak diğer kulak hastalıklarını elemek için yapılır.

Otoskleroz başlangıç aşamasındaysa ve klinik olarak kişiyi çok fazla etkilemiyorsa işitme testleriyle takip edilebilir. İşitme kaybının derecesine bağlı olarak ameliyat ya da işitme cihazları tercih edilebilir.

İÇ KULAK KİREÇLENMESİNİN TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

Otoskleroz tedavisi için uygulanan ameliyata stapedektomi ameliyatı denir. Duruma göre lokal ya da genel anestezi altında yapılabilir. Başarı oranı yüksektir. Ameliyattan sonraki ilk hafta gün baş dönmesi görülebilir ancak bu geçici bir durumdur. Bazen bulantı ve kusma da olabilir. Ağrı nadiren olabilir ve olsa da hafif seyreder. Genellikle 7-10 gün içinde günlük yaşama dönülebilir. Ameliyatı takiben yaklaşık 2 ay ağır kaldırma, dalış sporları, uçak seyahati, ıkınma ve öksürme gibi durumlardan kaçınılmalıdır. İyileşmenin tamamlanması 2-3 ayı bulabilir.

Geniz eti (adenoid), bebekleri ve çocukları hasta olmaktan korumaya yardımcı, süngerimsi dokulara verilen addır. Geniz eti, burun boşluğunun arka tarafında ve ağız çatısı üzerindedir ve aynı bademcik gibi, zararlı bakteri ve virüsleri yakalayarak ve bağışıklık sistemini uyararak, vücudun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Geniz eti, ayrıca vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı antikorları da içerir.

Çocuklar büyüdükçe, vücuduna zararlı olacak etkenlerle savaşmak için başka yollar geliştirir. Bu nedenle geniz eti, genellikle 5 yaşından sonra küçültmeye, işlevini yitirmeye başlar ve ergenlikte tamamıyla yok olur.

GENİZ ETİNİN BÜYÜMESİNE SEBEP OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?

Bazı durumlarda, vücuda girmeye çalışan mikropla savaşırken, geniz eti dokusunda şişme meydana gelebilir. Bu şişme, genellikle kendi kendine düzelir fakat bazen tedavi ile şişkinliğe müdahale etmek gerekebilir. Geniz etinin büyümesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu durumda, bademcikler de büyüme gösterebilir.

GENİZ ETİ BÜYÜMESİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

 

GENİZ ETİNİN BÜYÜK OLMASI DURUMUNDA;

  • Burun tıkanıklığı oluşur; dolayısıyla çocuk, burundan nefes almakta zorlanır.
  • Nefes almak zorlaştığı için, uykuya dalmada zorluk ve horlama meydana gelir. Bu nedenle çocuk uykusuz kalır ve yorgun olur.
  • Boğaz ağrısı ve yutkunma güçlüğü görülür.
  • Boyunda bezeler meydana gelir.
  • Kulak problemleri oluşur.

GENİZ ETİ BÜYÜMESİNİN TANISI NASIL KONUR?

Geniz eti büyümesinin tanısı koymak için, doktorunuz, öncelikle kulak burun boğaz muayenesi yapacaktır. Bazı durumlarda endoskopik yöntemle geniz eti muayene edilebilir ya da röntgen istenebilir.

GENİZ ETİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 

Geniz eti tedavisinde öncelikle ilaçla tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Antibiyotik tedavisine başlanmadan önce hastalığa neden olan mikrobun tipinin belirlenmesi gerekir.

Eğer iltihaplanma sık sık tekrarlanıyorsa, geniz eti, artık koruyucu olmaktan çıkıp zarar veren bir yapı haline gelmeye başlar. Bu durumda ameliyatla alınmaları gerekir.

Geniz ameliyatı, kolay uygulanabilen ve ağrısı az olan bir ameliyattır. Genel anestezi altında, büyümüş olan geniz eti çıkartılır. Ameliyat sonrası hasta aynı gün içerisinde evine dönebilir. Nadir durumlarda burnun arkasına tampon konulması ve hastanın bir gece boyunca hastanede misafir edilmesi gerekebilir. Bazı hastalarda geniz eti tekrar büyüme gösterebilir. Bu durumda operasyon tekrarlanır.

Farenjit, boğazda rahatsızlık, ağrı ya da kaşıntı olması durumudur. Bu rahatsızlıkta yutkunmak acı verici hale gelir. Farenjit, boğazın arka kısmının şişmesi ya da iltihaplanması nedeniyle oluşur. Farenjit nedenleri arasında en sık görüleni grip ve soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlardır. Bazı virüsler, coxsackie enfeksiyonu veya mononükleoz gibi belirli boğaz ağrısı tiplerine neden olabilir.

Farenjite neden olabilen bazı bakteri grupları da vardır. Rahatsızlığa neden olabilen Grup A streptokok bakteriler, bazı durumlarda streptokok boğaz ağrısına da yol açabilir. Farenjit, çoğu zaman soğuk aylarda ortaya çıkar ve genellikle aile üyeleri arasında yayılır. Rahatsızlık genelde virüs kaynaklı olduğu için antibiyotik tedavisine cevap vermez.

KAÇ ÇEŞİT FARENJİT VARDIR?

Farenjit, kronik ve akut olmak üzere ikiye ayrılır:

  • Akut farenjit, yaygındır ve genellikle viral bir enfeksiyon nedeniyle oluşur. Soğuk algınlığına neden olan viral enfeksiyon genelde akut farenjite neden olan enfeksiyonla aynıdır. Akut farenjit, bir hafta veya daha az sürer.
  • Kronik farenjitte kalıcı bir boğaz ağrısı vardır. Kronik farenjit belirtileri akut farenjit göre daha uzun sürer.

FARENJİT BELİRTİLERİ NELERDİR?

Farenjitte temel belirti boğaz ağrısıdır. Diğer belirtiler arasında şunlar olabilir:

  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Eklem ve kas ağrıları
  • Deri döküntüleri
  • Boyunda şişmiş lenf düğümleri

Farenjitin sebep olduğu komplikasyonlar nelerdir?

  • Şiddetli vakalarda hava yolu tıkanabilir (Bloke olabilir).
  • Bademcik etrafında veya boğaz arkasında apse oluşabilir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Eğer;

  • Birkaç gün içerisinde geçmeyen boğaz ağrısı, yüksek ateş, boyundaki lenf düğümlerinin şişmesi gibi durumları yaşarsanız bir doktora başvurmalısınız.
  • Eğer solunum sorunları varsa derhal tıbbi yardım alınmalıdır

AĞIZ KOKUSUNUN SEBEPLERİ NELERDİR?

 

TANIMLANMIŞ ÜÇ TÜR AĞIZ KOKUSU VARDIR:

1. GERÇEK AĞIZ KOKUSU

Dışarıdan net olarak fark edilen, kötü ağız kokusudur ve ikiye ayrılır:

A. Fizyolojik-Geçici Ağız Kokusu

Sabahları kalktığımızda çoğumuzda var olan ağız kokusudur. Bu duruma yol açacak belirgin bir hastalık yoktur. Tükürük, normalde kokusuz bir salgıdır. Ancak proteinden zengin beslenme, az su içme, tükürük salgısında azalma, kuruma vb. gibi nedenlerle ağız içinde dil kökünde yerleşen bakteriler, özellikle de gece tükürük salgısının azalmasını da fırsat bilerek, besin artıklarını eritip, kötü kokuya yol açar. Bu tür koku, genellikle diyete dikkat etmekle ve ağız hijyeniyle yok olmaktadır.

B. Patolojik (Hastalığa Bağlı) Ağız Kokusu

Diş ve dişeti iltihabı, burun, bademcik, geniz, sinüsler, gırtlak, akciğer, yemek borusu gibi üst solunum yolları ve üst sindirim yolları kaynaklı hastalıklar ile tüm vücudu etkileyen şeker hastalığı, siroz, böbrek yetmezliği gibi nedenlere bağlı olarak oluşan kokudur. Kokuya neden olan hastalık tedavi edilince koku da genelde ortadan kaybolur.

2. YALANCI AĞIZ KOKUSU

Yakınları tarafından ağız kokusu saptanmadığı halde hastanın kendisinde var olduğunu iddia ettiği kokudur. Sorun, ağız hijyeni ve diyete dikkat etmekle çözülebilir.

3. AĞIZ KOKUSU FOBİSİ (HALİTOFOBİ)

Tedavi sonrası, koku olmadığı halde kişinin ağzının koktuğunu iddia etmesi olarak tanımlanır ve rahatsızlığın tedavisi için psikolojik destek önerilir.

Ağız kokusu nasıl tedavi edilir?

Ağız kokusu tedavisi, kokuya neden olan rahatsızlığın giderilmesiyle sağlanır. Eğer;

  • Koku fizyolojik yani geçici bir ağız kokusuysa bu tür koku, genellikle diyete dikkat etmekle ve ağız hijyeniyle yok olmaktadır.
  • Koku, bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıktıysa, kokuya neden olan hastalık tedavi edilince genelde ortadan kaybolur.
  • Yalancı ağız kokusunda da sorun ağız hijyeni ve diyete dikkat etmekle çözülebilir.
  • Eğer, ortada bir koku yoksa ve kişi psikolojik olarak ağzının koktuğunu iddia ediyorsa bu durumunda psikolojik yardım alınması çözüm sağlayabilir.

Ağız kokusu nasıl önlenir?

Ağız kokusu genellikle ağız içi kaynaklı olduğu için öncelikle günlük diş-dil bakımı çok önemlidir. Bunun için:

  • Dişler, günde en az 2 kez fırçalanmalı, diş araları yeterince temizlenmiyorsa diş ipi kullanılmalıdır.
  • Özellikle sigara içenlerle, bol miktarda çay-kahve tüketen kişilerde dil köküne doğru artan paslanma çok görüldüğü için dil de dişlerle birlikte fırçalanmalıdır. Bu iş için özel olarak üretilmiş dil fırçaları ve özel solüsyonlar bulunmaktadır.
  • Mümkün olduğunca dengeli beslenmeli, ağız kuruluğunu önlemek için günde en az 5 bardak su içilmeli, çiğ soğan, sarımsak tüketilmemelidir.
  • Alkol ve sigara bırakılmalı; çay ve kahve kullanımı azaltılmalıdır.
  • Tükürük salgısını arttırmak için şekersiz sakız çiğneyebilirsiniz. Mentollü ve naneli sakızları ise önermiyoruz çünkü mentollü ve naneli sakızlar, hem reflü dediğimiz, mideden yukarı doğru asit kaçağını tetikleyerek ağız kokusunu artırabilmekte, hem de ağız kuruluğu yapabilmektedir.
  • Bazı ilaçlar da (epilepsi, tansiyon ilaçları gibi) tükürük salgısını azaltarak ağız kokusunu artırabilmektedir

Kulak-Burun-Boğaz (KBB) bölümünde; hastalarımızın muayeneleri yapılarak burundan daha rahat nefes alabilmeleri ve iyi duyabilmeleri için hastalarımızın teşhisi-takibi ve gerekli olan medikal-cerrahi tedavileri yapılmaktadır.
Baş dönmesi, sinüzit, horlama, çınlama, işitme azlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu, nezle, grip kulak burun boğaz bölümünde en sık rastlanan rahatsızlıklardır. Baş dönmesi ve denge bozukluğu bir çok hastalık tablosunda karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle baş dönmesi şikayeti ile gelen hastaların yakınma öyküleri detaylı bir şekilde alınması gerekmektedir. Bu yaklaşımla kısa sürede hasta tanı ve tedavi olanağına kavuşmaktadır. Horlama sosyal açıdan rahatsız edici bir unsur olmanın yanında kişinin sağlığını tehdit eden bir problem haline gelmektedir. Horlama basit tedbirlerle giderilebileceği gibi yapılan testler sonucunda tıkanıklığı yaratan bölgeye göre burun septum eğriliğinin düzeltilmesi, burun etlerinin küçültülmesi, hava yolları cerrahi işlemlerle açılmaktadır. Alt konka hipertrofisi, kronik sinüzit gibi hastalıklar da hastanelerimiz kulak burun boğaz uzmanları tarafından endoskopik olarak operasyonla düzeltilmektedir. Bunun yanında kulak burun boğaz polikliniğimizde saf ses odyometri + timponometri testi yapılmaktadır.

KBB Bölümümüzde Yapılan Ameliyatlar;
* Septoplasti (burun içi eğriliği ameliyatı)
* Tonsillektomi (Bademcik ameliyatı)
* Uvulektomi (Horlama ameliyatı)
* Adenotonsillektomi (Geniz eti bademcik ameliyatı)
* Adenoidektomi (Geniz eti ameliyatı)
* Mastoidektomi ve timpanoplasti (Her türlü kulak ve kulak zarı ameliyatı)
* Septorinoplasti (Burun estetik ameliyatı)
* Adenoidektomi+tüp
* Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (endoskopik yöntemle sinüzit ameliyatı)
* Endokopikkonkabüllüza rezeksiyonu
* Dil bağı ameliyatı
* Lokal operasyonlar biopsi vb.
* Sinüzit ameliyatları
* Mikrocerrahi ile kord vokallere müdahale
* Ventilasyon tüp takılması

Yapılan Testler

  • Odio ve timpanometri testleri