Lösemi

Lösemi

Lösemi beyaz kan hücrelerinin (WBC-lökosit) kanseridir; bir anormal beyaz kan hücresi kendi kendini sürekli kopyalamaya başladığında ortaya çıkan bir kemik iliği bozukluğudur.

Bu hücreler normal işlev görmezler, enfeksiyonla gerektiği gibi savaşmaz, diğer beyaz kan hücreleri gibi aynı hızla ölmezler. Biriktikçe kemik iliğindeki diğer normal kan hücrelerinin yapımını engelleyerek anemiye, kanamaya ve nüks eden enfeksiyonlara yol açarlar. Zamanla lösemik hücreler kemik iliğine ve çoğalmaya devam ettikleri kan dolaşımına yayılır, bazen  tümörler oluşturur, böbrekler ve karaciğer gibi organlara zarar verirler. Dalak kanı süzmekten ve eski hücreleri yok etmekten sorumlu olduğu için hem bu organ hem de karaciğer ve lenf düğümleri anormal hücrelerle dolup büyüyebilir ve şişebilir. Hücreler merkezi sinir sistemine ulaştığı, beyin ve omuriliği destekleyen beyin-omurilik sıvısında biriktiklerinde baş ağrılarına ve nöbetlere neden olabilirler.

Vücudun büyük kemiklerinin yumuşak orta kısmında yerleşik kemik iliği  kırmızı kan hücreleri (RBC-eritrosit), trombositler ve beş farklı türde beyaz kan hücresinin öncüllerini oluştururlar. Bu hücrelerden en olgunlaşmamış olanına blast denmektedir. Bu kan hücrelerinin çoğu kan dolaşımına salınmadan önce kemik iliğinde olgunlaşırlar. Üretilen beyaz kan hücreleri lenfositler ve miyeloit hücreler (hücre içinde bulunan granüller nedeniyle granülositler denilen) olmak üzere başlıca iki kategoriye ayrılır. Nötrofillerbazofiller, eozinofiller  ve monositleri içeren miyeloit hücreler kanda dolaşarak bakterileri öldürüp sindirirler. Hem kan dolaşımı hem de lenfatik sistem içinde bulunan lenfositler bağışıklık sistemini koordine eder ve antikorlar oluştururlar.  Lösemi beyaz kan hücresi öncüllerinden birinden kaynaklanır. Lösemi  etkilenen beyaz kan hücresinin türüne ve hastalığın ne kadar hızlı yayıldığına göre kategorilere ayrılır. Bu hastalığın genişletilmiş sınıflandırmaları mevcut olmasına rağmen aşağıda sık görülen tiplerinden sözü edilmiştir.     

  • Akut lenfoblastik lösemi (ALL). Lenfositlerin öncülleri olan hücrelerin - lenfoblastların - hızlı gelişmesi ve anormal çoğalması (neoplazi) sonucu oluşur. Kemik iliği veya kandaki lenfoblastların oranı % 20 veya daha yüksek düzeydedir.  Hem çocuklar hem de erişkinleri (genellikle 65 yaş ve üstü) etkilemesine rağmen çocuklarda en sık görülen lösemi tipidir. Olguların yaklaşık % 75’i altı yaş altı çocuklarda oluşmaktadır.
  • Kronik lenfositik lösemi (KLL):  Hepsi birbirine çok benzeyen küçük, yuvarlak, biraz düzensiz olgunlaşmış B  lenfositlerden oluşmuş bir neoplazidir. Batı ülkelerinde en çok saptanan lösemi tipidir. 55 veya 60 yaş üstü erişkinlerde bulunma eğilimindedir ve ortalama tanı yaşı 65 yaştır. Diğer bazı lösemi tiplerine göre bu hastalık daha yavaş ilerlemektedir.
  • Akut miyeloid lösemi (AML): Kemik iliği, kan ve başka dokularda kendilerini sürekli kopyalamaya (klon) başlayan bir veya daha fazla sayıda miyeloid blastlardan kaynaklanan bir hastalıktır. Ortalama tanı koyma yaşı 65 yaştır. 15 yaş altı çocuklarda tüm akut lösemi olgularının % 15-20’sini AML oluşturmaktadır. ALL’ye benzer şekilde AML tanısı açısından kemik iliği ve/veya kanda blast yüzdesinin miyeloid blastlar ( miyeloblastlar, monoblastlar/promonositler ve megakaryoblastlar) için % 20 veya daha fazla olması gerekmektedir.
  • Kronik miyelojen (miyeloid) lösemi (KML): Kronik miyelojen lösemi genellikle sinsi sinsi gelişir; anormal, zararlı hücreler çoğalmalarına rağmen hiçbir belirgin belirti vermez. Hastaların % 20-40’ı belirti vermez ve rutin tam kan sayımı yapılırken tanı konur. Hastalık her yaşta oluşabilmekle birlikte ortalama tanı yaşı 50-60 yaştır. İki kromozomdan (9. ve 12.) parçalar kopmasına ve bu parçaların birbirlerinin yerine geçmesine (translokasyon) bağlı olarak kemik iliğindeki olgunlaşmamış kök hücrelerinde başlayan edinilmiş bir hastalıktır. Bu durum 22. kromozom türevi (Philadelphia kromozomu olarak da bilinen) üzerinde bozulmuş, kaynaşmış bir genin  (bcr/abl) oluşmasına yol açar. Bu gen de kontrol dışı hücre büyümesine neden olan tirozin kinaz denilen bir proteini üretir. Sonuçta kan dolaşımında granülosit tipi beyaz kan hücreleri, olgunlaşmış ve olgunlaşmamış hücreler aşırı derecede çoğalır.

Radyasyon, benzen ve bazı kanser ilaçlarına maruz kalmanın lösemi geliştirme riskini artırdığı gösterilmiş olmasına rağmen az sayıda olgu kalıtsal bozukluklar ve seyrek görülen viral enfeksiyonlarla ilişkili olup çoğu lösemi olgusunun nedeni bilinmemektedir.

Lösemi hakkinda

Belirtiler ve Bulgular

Etkilenmiş kişi ancak kendini hasta hissettiğinde sıklıkla akut lösemi tanısı konur. Hasta yeterli sayıda normal kan hücresi bulunmamasına ilişkin hastalık belirtilerine sahip olabilir. Örneğin:

    • Kırmızı kan hücrelerinin (RBC-eritrosit) eksikliğine bağlı güçsüzlük, nefes darlığı ve anemi
    • Trombositlerin eksikliğine bağlı kanama ve morarmalar
    • Enfeksiyonla savaşan normal beyaz kan hücrelerinin (WBC-lökosit) eksikliğine bağlı ateş ve enfeksiyon

Akut lösemi hastalarında olgunlaşmamış beyaz kan hücrelerinin birikimine bağlı olarak kemik ve eklem ağrıları, büyümüş lenf düğümleri, dalak, karaciğer, böbrekler ve testisler, ayrıca baş ağrıları, kusma, bilinç bulanıklığı ve ( beyin veya  merkezi sinir sistemi  içinde fazla hücreler biriktiğinde)  kasılma nöbetleri gibi bulgular ve belirtiler mevcut olabilir. Hastalarda kilo kaybı ve gece terlemeleri saptanabilir.

Kronik lösemiler sıklıkla yavaş seyirli olup herhangi bir belirtinin farkedilmeden önce doktor tarafından rutin kontrol sırasında saptanabilir veya akut lösemidekine benzer ama daha hafif hastalık belirtileri görülebilir. Bazı olgular tedavi gerektirmeden önce yıllarca izlenebilir. Bazı lösemi tipleri ise daha saldırgan olabilir. Kronik lösemiye neden olan anormal hücre de değişken olabilir. Hücredeki daha ileri değişiklikler bir blast krizine neden olabilir,  bu da yalnızca olgunlaşmamış hücrelerin üretimine ve hızla kötüleşen hastalığa yol açabilir.

Testler

Laboratuvar testleri 
Tam kan sayımı ve formül lökosit
Kan dolaşımında her bir  farklı hücre tipinin sayımı ve göreceli oranını belirlemek için bu rutin testler yapılmaktadır. Doktora mevcut kan hücrelerinin sayısı ve göreceli olgunlaşma derecesi hakkında bilgi verirler. Kişinin lösemi olup olmadığına ilişkin ilk kanıtları sağlayabilir. Beyaz kan hücrelerinde (WBC-lökosit) artış veya kırmızı kan hücrelerinde (RBC-eritrosit) azalma gibi hücre sayılarındaki anormallikler lösemiye veya çeşitli geçici veya kronik rahatsızlıklara bağlı olabilirse de normal olarak kanda blastlargörülmez. Blastlar mevcutsa olasılıkla bir lösemi tipi mevcut olup izlem testleri gereklidir. Lösemi tanısı koymaya yardımcı olmak için tam kan sayımı ve formül lökosit kullanılır. Bu testler tedavinin etkinliğini izlemek ve nüksleri belirlemek için önemli araçlardır.

Kemik iliği aspirasyonu/biyopsisi 
Kemik iliği bağsı destek dokudan bir matriks, sıvı (“sıvı ilik”) , farklılaşmamış kök hücreler, blastlar ve olgunlaşmakta olan kan hücreleri karışımını içerir. Doktor lösemiden kuşkulandığında kemik iliğinin sıvı ve/veya (“katı ilik”) doku bileşenlerini incelemek için kemik iliği aspirasyonu ve/veya biyopsisi işlemini gerçekleştirecektir. Bir patolog veya başka bir uzman daha sonra kemik iliği numunesini (kemik ve/veya sıvı) mikroskop altında inceler, her bir hücre tipinin sayısı, biçimi ve boyutlarını, içerdiği olgunlaşmış ve olgunlaşmamış hücrelerin oranlarını değerlendirir. Lösemi varsa hastalığın tipi ve şiddet derecesi belirlenebilir.

Lomber ponksiyon ve beyin-omurilik sıvısı (BOS) analizi
Kemik iliğinde lösemi saptanmışsa beyin-omurilik sıvısı içinde lösemi hücreleri araştırılır. Beyin-omurilik sıvısında lösemik hücreler görüldüğünde ilave tedaviler (örn: BOS boşluğu içine doğrudan ilaç enjeksiyonu gibi) gerekli olabilir  .

İmmünfenotipleme veya akım sitometrisiyle fenotipleme 
Lösemiye tanı koymaya ve kişide hangi lösemi tipinin mevcut olduğunu belirlemeye  yardımcı olmak için bu test kullanılabilir. Kan, kemik iliği veya lenf düğümlerinden alınan hücreler lösemi hücrelerinin sitoplazmaları içinde veya yüzeyindeki farklı "CD" ve başka antijenleri seçicilikle bağlayan antikorlarla muamele edilir. Akış sitometrisi daha sonra CD3, CD10, CD13, CD15, CD16, CD20, CD33, CD34, CD45, CD56, CD64, TdT, hafif zincirler  (kappa ve  lambda) gibi antikora bağlı antijenleri belirlemek için bir lazer ışın demeti ve bilgisayardan yararlanır. Bu antijenlerin biri veya daha fazlasının varlığı veya yokluğu ve yoğunluğu mevcut löseminin tipini sınıflandırmaya yardımcı olur.

Sitogenetik ve flöresan in situ hibridizasyon (FISH)
Lösemiler, başka kanserler ve kalıtsal bozukluklarla ilişkili kromozom anormalliklerini araştırmak için sitogenetik  ( kromozomlarınsayı ve yapısındaki anormallikleri belirleyen karyotip analizi)  ve FISH ile moleküler sitogenetik analiz uygulanır. Lösemilere tanı koymak ve lösemi tiplerini  birbirlerinden ayırt etmek için bu testler kullanılır. Örneğin, belli bazı akut miyeloid lösemiler t(8;21) ve inv(16)/t(16;16),  akut promiyelositik lösemiler t(15;17), kronik miyelositik lösemiler t(9;22) ve akut lenfoblastik lösemiler t(12;21), t(9;22) ve t(5;14) için yer değiş tokuşları (translokasyonlar) söz konusudur.  Bu teknik AML veya miyelodisplazik sendromlar (5q-, 7q-) ve kronik lenfositik lösemilerle ilgili trizomilerle ilişkili silinmeleri de (delesyonları) saptayabilir. FISH testi, benzer görünebilmekle birlikte farklı genetik anormalliklere sahip ve dolayısıyla farklı tedavileri gerektirebilen farklı lösemilere tanı koymaya yardımcı olabilir.

Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR)
Bu test PCR ile amplifiye olmuş DNA'yı kullanarak bazı lösemi tipleriyle ilişkilendirilmiş DNA mutasyonlarını, tersinir formlarını, kaynaşmalarını veya silinmelerini belirler ve bu yolla bazı lösemi tiplerinin tedavisi ve/veya prognozunu belirlemede yardımcı olabilir. Daha iyi bilinen PCR testlerinin endikasyonları:

  • akut promiyelositik lösemi [PML-RARA t(15;17)(q22;q12)]
  • akut miyeloid lösemi  [AML1-ETO t(8;21)(q22;q22) ve  inv(16)(p13;q22)]
  • akut Β lenfoblastik lösemi  [TEL-AML1 t(12;21)(p13;q22)
  • eozinofili ile birlikte miyeloid proliferatif neoplazi [FlP1L1-PDGFRA del(4q12)]
  • kronik miyelojen lösemi  [(BCR-ABL t(19;22)(q34;q11))

Birkaç daha az kullanılan PCR testleri de mevcuttur.

Laboratuvar Testleri dışındaki tetkikler 
Bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) veya pozitron emiyon tomografisi (PET) taramaları: Bazen göğüs bölgesi gibi alanlarda tümörler ve hücre kitleleri gibi hastalık belirtilerini araştırmak için kullanılır. Dalak, karaciğer ve böbrek gibi vücudun diğer organlarını değerlendirmek için başka görüntüleme taramaları kullanılır.

Tedavi

Genellikle hem çocuklar hem de erişkinlerde şifa ve geçici iyileşme oranları giderek artmaktadır.

Spesifik tedavi hastalığın tipi, şiddet derecesi ve belirtilerine bağlıdır. Tedavinin hedefleri hastalık belirtilerine neden olan hücre yetersizliklerini ele almak, lösemide gerilemeyi sağlamak ve mümkünse anormal beyaz kan hücrelerinin hepsini öldürüp normal hücrelerin çoğalması  ve kan hücresi fonksiyonlarının normalleşmesine olanak tanımaktır.

Semptomatik tedavi kırmızı kan hücreleri ve/veya trombosit nakilleri ve antibiyotik tedavisini içerebilir. Dalak çok şişmişse, cerrahi yolla çıkartılması gerekebilir. Lösemi tedavisi hem hücreleri öldürmek hem de ağrıyı gidermek için kemoterapi ilaçları ve radyoterapiyi içerebilir.  Lösemik hücreler beyin-omurilik sıvısı içine göç etmişse doğrudan omurilik sıvısı içine kemoterapi ilaçlarının enjekte edilmesi gerekebilir.

Bazı olgularda hastalardan kemik iliği numuneleri alınabilir. Numuneler anormal hücrelerden “temizlenip” tedavi sonrası aynı kişiye yeniden vermek üzere dondurulur. Birçok akut lösemi olgusunu tedavi etmek için allojenik (uygun bir vericiden, sıklıkla bir aile üyesinden alınan kemik iliği numunesi) kemik iliği transplantları kullanılabilir. Kemik iliği transplantasyonu diğer tedavi rejimleri lösemide gerileme sağlamazsa veya lösemi nüks ederse kullanılabilir.

Kronik löseminin tedavisi ve prognozu hastanın hangi kronik lösemi tipine (kronik lenfositik lösemi (KLL) veya kronik miyeloid lösemi) yakalandığına bağlıdır. Araştırmacılar  remisyon sağlamak ve yaşamı uzatmak için yararlı olabilen yeni tedavileri sürekli araştırmaktadır. Kronik miyeloid lösemi hastaları şimdilerde genellikle yeni geliştirilmiş tirozin kinaz inhibitörleriyle tedavi edilmektedir. Kronik lenfositik lösemi hastaları yıllarca, kırmızı kan hücreleri veya trombositlerin sayıları azalana kadar tedaviye gerek duymayabilir.  Ayrıca, bazı tedaviler hastanın bulgularından daha kötü ağır yan etkilere neden olmaktadır.

Bir Yorum Bırak