Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

Prostat kanseri, erkeklerde deri kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür. Genellikle erkekler yaşlandıkça risk artmaktadır.

Prostat kanserlerinin % 70'den fazlası 65 yaş üstü erkeklerde saptanmaktadır. Aile geçmişinde bu hastalığı olanlarda risk artmıştır.
Prostat erkeklerde üretranın üst  kısmını çevreleyen küçük kestane şeklinde bir bez olup semenin (meni) bir kısmını oluşturan sıvıyı salgılamaktadır. Prostat içinde gelişen kanser birçok yıl bulunduğu yerle sınırlı ( tamamen prostat içinde) kalabilmekte ve az sayıda farkına varılabilir belirtiye neden olabilmektedir. Prostat kanseri olgularının çoğu yavaş büyümekte, tümör kitlesi yeterince genişleyip üretrayı daralttığında hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlamaktadır. Bu durum özellikle geceleyin sık idrara çıkma, ince veya kesintili idrar akışı, idrar veya semende iltihap veya kan, idrar yaparken veya boşalırken ağrı veya yanma hissi, bel, kalça veya uyluklarda rahatsızlık hissi gibi belirtilere neden olabilmektedir. Ancak bu belirtilerin birçoğuna selim (benign) prostat hiperplazisi (BPH), idrar yolu enfeksiyonu (İYE), akut prostat iltihabı  veya cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi başka hastalıklar da neden olabilmektedir.
Yaşlanmakta olan erkeklerde çok sık görülen  BPH, prostatın kanser nedenli olmayan büyümesidir. 80 yaşına geldiklerinde erkeklerin % 90 kadarını etkileyebilmektedir.  BPH prostat kanserine neden olmamakla birlikte her ikisi birlikte bulunabilmektedir. Doktorlar, erkeğin hastalık belirtilerinin prostat kanseri, BPH veya başka bir kanser dışı hastalığa bağlı olup olmadığını belirlemelidir. Ayrıca, doktorlar, tanımladıkları prostat kanserinin klinik açıdan önemli olup olmadığını da saptamalıdır. Prostat kanseri küçük, belli bir bölgeye sınırlı ve yavaş büyüyen tipteyse hiçbir zaman önemli sağlık sorunlarına neden olmayabilir. "Birçok erkeğin prostat kanserinden değil, prostat kanseriyle öldüğüne" ilişkin bir söyleyiş vardır.  Bu tip olgularda tedavi sertleşme sorunları ve idrar kaçırma gibi yan etkilere neden olabilidiğinden bazen kanserden daha kötü sonuçlara yol açabilmektedir.
Bazı prostat kanserileri büyüyerek pelvis bölgesi ve daha sonra vücut içine saldırgan biçimde yayılmaktadır. Bazı yavaş büyüyen kanserler sonunda tıbbi girişim gerektirecek kadar büyüyüp rahatsızlık vermektedir. Doktor prostat kanserini belirleme, büyüme hızı ve yayılımını değerlendirme ve daha sonra hastayla birlikte hangi tedavi kürlerinin uygulanacağını ve hangi aralıklarla izleneceğine karar verir.
 
Testler
 
Prostat kanseri tanısında, prostat biyopsisi altın standarttır. Prostat dokusundan küçük numuneler alınıp mikroskop altında anormal hücreler tanımlanır. Kanser saptandığında doktor, kanserin evresi (vücutta ne kadar uzağa yayıldığı) ve derecesini (hücrelerin ne kadar anormal göründüğü) belirlemek için numunelerden ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanacaktır. Tümör hücreleri ne kadar anormalse kanserin saldırgan olma ihtimali o kadar yüksek olacaktır.
Prostat biyopsisi gereksinmesini belirlemeye yardımcı olmak için birincil olarak  total PSA (total prostat spesifik antijen) kan testi ve parmakla rektal muayene gibi tanısal araçlar kullanılmaktadır. Parmakla rektal muayene bir fizik muayenedir ve bunun için doktor kayganlaştırılmış eldivenli parmağı makattan içeri sokarak prostat bezini hisseder ve anormallikleri belirler.
Laboratuvar Testleri
Belirti veren (semptomatik)  ve  vermeyen (asemptomatik) kanserli erkekleri taramak, kişinin yakınmalarını ağırlaştırabilen veya bunlara neden olabilen diğer hastalıklar ve rahatsızlıkları dışlamak, tedavinin etkinliğini ve nüksü izlemek için laboratuvar testleri kulanılmaktadır.  
Bu testler aşağıdakileri içerebilir:
  • PSA (total prostat spesifik antijen) - prostat kanseri taraması ve takibine yardımcı olmak için kullanılır. PSA iyi, ancak mükemmel olmayan bir tanı aracıdır. Artmış PSA düzeyleri yüksek bir prostat kanseri riskiyle ilişkili olmasına rağmen BPH, prostatit iltihabı, enfeksiyon ve başka çeşitli geçici rahatsızlıklarda da yüksek PSA düzeylerine rastlanmaktadır. PSA düzeyleri anormal olan erkeklerin yaklaşık üçte ikisinde prostat kanseri bulunmamakta, prostat kanseri olanların yaklaşık % 20'sinde normal PSA düzeyleri saptanmaktadır. Sonuçları değerlendirirken doktor hem kan PSA düzeyi hem de prostat hacmini göz önüne almalıdır. (PSA testindeki değişkenliklerin tartışması  için PSA test sayfasına  bakınız.)
  • İdrar tahlili  - böbrek bozukluklarını araştırmak için yapılır.
  • İdrar kültürü - idrar yolu enfeksiyonu (İYE) belirtilerini araştırmak için yapılır.
  • Kan üre azotu (BUN) ve Kreatinin - böbrek fonksiyonunu değerlendiren kan testleridir.
Laboratuvar dışı testler: 
  • Ultrasonografi - prostatın büyüklüğünü ölçmeye ve prostat biyopsisi sırasında biyopsi iğnesini yönlendirmeye yardımcı olmak için  transrektal ultrasonografi (TRUS) kullanılabilir.
  • BT (bilgisayarlı tomografi ) -kanserin yaygınlık derecesini değerlendirmeye yardımcı olmak için uygulanır.
  • MRG (manyetik rezonans görüntüleme ) - kanserin yaygınlık derecesini değerlendirmeye yardımcı olmak için uygulanır.
  • Radyoizotop kemik taraması- Kemiğe yayılmış kanseri belirlemek için nadiren kullanılır.
  • PET (pozitron emisyon tomografisi) - bazen prostat dışına yayılmış (metastatik) kanseri evrelendirmeye yardımcı olmak için kullanılmaktadır.
Tedaviler
 
Prostat kanserinin evre ve derecesini tanımlanarak en uygun tedavi seçenekleri belirlenebilir. Kanserin prostatla sınırlı ve az sayıda hastalık belirtisine neden olduğu, yavaş büyüdükleri görünen olgularda doktor ve hastası, acil tedavi yerine kanserin seyrini düzenli aralıklarla izlemeye karar verebilir. Bu duruma "dikkatli gözlem" denmektedir. Bu strateji birçok yıl işe yarayabilir.
Tıbbi girişim gerektiren prostat kanserli erkekler için genellikle bazı cerrahi, ışın tedavisi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonları kullanılmaktadır.  Tercih edildiği takdirde tümör tamamiyle çıkartılabilir veya ilerlemiş olgularda idrar yapmadaki sorunlar rahatlatılabilir. Oldukça yeni bir cerrahi seçenek olan kriyocerrahi (dondurarak tedavi) sıvı nitrojenle hastalıklı dokuyu dondurup "öldürmektedir."  Vücut dışından hedeflenmiş ışınlarla, prostat içine minik radyoaktif çekirdekler yerleştirerek veya enjekte ederek tedavi uygulanabilir. Ağrıyı gidermek için ışın ve hormon tedavisi birlikte kullanılabilir.
Vücudun başka yerlerine yayılmış (metastaz) prostat kanserinin tedavisinde en çok hormon tedavisi kullanılır. Bu evrede tam iyileşme mümkün değilse de bu tedavi tümörleri küçültebilir, hastalık belirtilerini giderebilir, hastanın yaşamını uzatabilir. Prostat kanserinin daha erken evrelerini tedavi etmek veya cerrahi öncesi tümörü küçültmek için ışın tedavisiyle birlikte hormon tedavisi de kullanılmaktadır. Prostat kanseri için nadiren kemoterapi  kullanılmakla birlikte hormon tedavisine yanıt vermeyen ilerlemiş prostat kanseri olgularında kemoterapiden yararlanılabilir.
Farklı prostat kanseri tedavilerinin yan etkileri olmayabilir veya bitkinlik, saç dökülmesi, idrarını tutamama ve sertleşme sorunlarını içerir. Prostat kanseri tedavisi nedeniyle testosteron düzeyleri azalmış erkekler yüksek bir kemik erimesi ( osteoporoz) riski altına girebilir.
Prostat kanseri tanı ve tedavi seçenekleri sürekli iyileşmekte, bu seçeneklerin ne zaman ve nasıl kullanılacağına ilişkin öneriler sürekli gelişmektedir. Erkekler doktorlarıyla birlikte güncel prostat kanseri tarama ve tedavi seçeneklerini tartışmalı ve bilinçli olarak kendi seçimlerini yapmalıdır.

Bir Yorum Bırak